12Şubat

Viskinin Ana Vatanı: İskoçya!

iskocyaSon Bond filmi Skyfall’da yer alan görüntüleriyle dikkatleri üstüne çeken bir yer var: İskoçya! İskoçya’ya bir kez giderseniz, mutlaka tekrar ziyaret etmek isteyeceksiniz. Havası, suyu, en çok da “Malt Viski”si sizi buna teşvik edecek. İskoçya’nın viskiden son 10 yılda elde ettiği nakit gelir tam tamına 6 milyon Euro. Viski, İskoçya’nın adeta resmi elçisi konumunda. Üstelik bu ünvanını son yüz yıldır koruyor. Etki sahasını her geçen gün arttıran viski, insanlığın kültür tarihinde haklı bir yeri hakediyor.

İskoçya’ya uçtuğunuzda yolculuğunuz Aberdeen Havaalanı’nda son buluyor. Bu küçük alanın çıkış kapısında “Viskinin ana vatanına hoş geldiniz!” yazıyor. Soldan akan trafiğe alışmakta biraz güçlük çekseniz bile İskoçya’da görülmeye değer birçok yer var. Drummuir Şatosu gezinizde ilk durak olabilir. Burası, Amiral Nelson’un sağ kolu Amiral Duff tarafından 1867’de yaptırılmış. Bugünse Diageo Johnnie Walker’a ait.

Şaşırtıcı fakat Birleşik Krallık için bir mutfak olduğunu söylemek biraz güç. Yemek alanında övündükleri başlıca şey kahvaltıları. Kahvaltı sonrası damıtım evlerini ziyaret edebilirsiniz. Bu evler, ihtiyaca göre çeşitli dönemlerde birbirine eklene eklene büyüyen bir mimariye sahip. Damıtım evlerinin hemen aşağısında küçük şelalelerle birlikte akan çayları görmeniz mümkün. Her daim yağmurlu olan İskoçya’da etrafın yemyeşil olması pek şaşılacak bir şey değil. Öyle ki kaldırımların, duvar taşlarının bile arası yosun dolu.

İsterseniz damıtım evlerinin eski depolarını da ziyaret edebilirsiniz. Buraya girdiğinizde sizi binbir çeşit koku sarmalayacak. ‘Laphroaig’ birçoklarının favori maltı. ‘Özel Kav’ da damıtım evinin sahipleri tarfından gezginlere ikram edilenler arasında.

iskoc-kiyafeti-kiltŞayet İskoçya’ya gidecek olursanız mutlaka “kilt” giymiş insanlar göreceksiniz. Kilt, İskoç halkının milli kıyafeti. Ekose, yün bir etek, dizlere kadar çıkan kalın yün çoraplar, bunların üstünde de mensubu olduğunuz aileyi temsil eden iğne, püskül ve desenler var. Bir de smokin gömleği, yeleği ve cepken-ceketi. Önünüze de bir çanta astınız mı iste gerçek bir İskoçyalıya benzediniz.

Edebiyatla ilgili olanlar için hemen ekleyelim, Burns İskoçya’nın milli şairi. Şairin, eserlerini okumaksa yabancılar için biraz zor. Zira, sadece Keltçe’yi bilmek yetmiyor; zaman zaman özel lehçeleri de bilmek gerekiyor.

Gelelim, ‘haggis’e. İskoçya’nın düğün yemeği olan haggisin şair Burns’un da favorisi olduğu söylenir. Genelde yüksek tavana sahip yemek salonunda, önde gayda, ortada aşçı ve arkada haggisi taşıyan garson, gümüş tepsi içindeki yemeği masanıza yerleştiriyor. Bir de Burns’un müridi var. Gayda sağa, aşçı sola geçip geriye çekildikten sonra bu kişi Burns’un kasidesini okuyor ve belindeki kamayı çekip haggisi yarıyor. İçine viski dökülen haggis, daha sonra bu ekip eşliğinde tekrar mutfağa götürülüp servise hazırlanıyor. “Peki, nasıl bir yemektir bu haggis?” diyenlere işte yanıtı! İnce kıyılmış kuzu yüreği, ciğeri, böbreği, böbrek yağı, kıyılmış soğan, hint cevizi ve bol karabiberle harmanlanıp işkembeye dolduruluyor. 5 saat kadar kısık ateşte et suyunda pişiriliyor.

İskoçya, daha birçok turistik mekana, lezzete ev sahipliği yapıyor elbette. Eğer fırsatınız olursa bu güzellikleri mutlaka görmenizi tavsiye ederiz.

Yazar: Degnek

Kendisi, Değnek.com'un genel içerik üreticisi.

Degnek Blog

Gelen Aramalar:

 Yazının Etiketleri  

  1. Yorum yapılmammış.

  1. Geri bildirim yok.

Yorum yapın

*